Yaratıcılık « Yaklaşımlar
Yaratıcılık (creativity), yaygın kullanımında, öğrenilmiş olanı, yeni bir şey yapmak üzere aşmayı sağlayan entelektüel meleke olarak tanımlanabilir. Sosyal psikoloji literatüründe ise genel olarak her tür etkinlikte, özel olarak da problemlerin çözümünde ortaya konan geçerli, biricik, özgün ve niyetli yaklaşımlar, yaratıcılık olarak adlandırılmaktadır. Yaratıcı edimler, bir probleme yaklaşımda diğerlerinden farklı, geçerli veya yararlı, niyetli, özgün veya yenilikçi nitelik taşırlar.
Bu açıdan kişi veya grupların düşünce tarzları ele alındığında, problemlere alışılmış, rutin, yaygın tarzda çözümler getiren düşünce tarzlarından ziyade, yenilikçi veya olağan dışı çözümler arayan ve az çok sapkın nitelikteki düşünce tarzları önem kazanmaktadır.
Yaratıcı etkinlikler, problem çözümü dışında pratikte, buluş veya yenilik şeklinde somutlaşmaktadır. Psikologlar ve ekonomistler, buluş (inventiori) ile yeniliği (innovatiori) ayırdetmektedir.
Buluş birbirinden ayrı duran öğeler arasında somut sonuçları olan yeni bağlar algılamaktır. Buluş olmanın kriteri, orijinal fikrin pratik bir uygulamasının olması, eylemde bir yeniliğe yol açmasıdır. Örneğin klasik bir örneğe göre; bir sigara paketi için yeni bir rengin benimsenmesi bir endüstriyel buluştur (Lucky Strike'ın yeni sunumu), enzimli çamaşır tozlarının piyasaya sürülmesi, bir reklamcılık buluşudur, vb.
Yenilik, girişimci anlayışa bağlıdır, zira buluşu kullanır ve buluş etrafında bir etkinlik alanı oluşturur. Bu açıdan baktığımızda, buluş ve yenilik, yeniliğin gerçekliğe sokulmasında katedilen aşamalardandır.
Okul Fobisi « Psikolojik Sorunlar
Bazı çocuklar okula başlamadan önce çok istekli görünseler dahi okul zamanı geldiğinde bu istekleri kalmaz ve okula gitmek istemezler. Çocuklarda okulda oluşan yoğun sıkıntı ve huzursuzluk hissi nedeniyle okula gitmek istememe ve okulda yalnız kalamama ile karakterize duruma okul korkusu (okul fobisi) adı verilmektedir. Okul korkusunun çoğunlukla anneden ayrı kalma korkusu (bunaltısı) ile yakından ilgisi vardır.
Çocuk anneden ayrı kalamaz ve annenin yokluğunda kendisine ve annesine zarar geleceği, kötü bir şeyler olacağı endişesini yaşar. Okul korkusu sıklıkla okula yeni başlayan çocuklarda görülür. Ancak daha ileri yaşlarda görülme olasılığı da vardır. Her sabah okula gitmek için evden çıkmak büyük sorun olur.
Çocuk çeşitli bahaneler ile (karnım ağrıyor, başım ağrıyor gibi) evde kalmak ister. Okula gitmesi konusundaki zorlamalar çocuğun var olan sıkıntısını daha da artırır. Çocuğun anneden ayrı kaldığında duyduğu bunaltı bazen o kadar dayanılmaz olur ki çocuk sürekli ağlar, bağırır, hırçınlık nöbetleri gösterir.
Okul korkusu sorunu ailenin tüm bireylerinin sorunudur. Ailenin her ferdinin problemin çözümünde katkısını bekleriz. Çocuğa içinde bulunduğu durumu anladığımız ve ona yardımcı olacağımız mesajını vermeliyiz. Eleştiren, aşağılayan, korkutan ve sindiren bir yaklaşım başarıya ulaşamaz. Başarıya ulaştı görünse dahi daha sonra oluşacak daha büyük sorunları peşinden sürüklemiş olur. Böyle bir sorunla karşı karşıya kalan ailelerin dikkat etmesi gerekli hususları şöyle sıralayabiliriz:
Kendinizi çocuğunuzun yerine koyunuz ve duyduğu kaygı ve endişeyi anlamaya çalışınız.
Çocuğunuzu okula gitme zorluğu nedeniyle cezalandırmayın, küçük düşürücü sözlerle aşağılamayın. Çocuğun bunaltısı ile oluşan belirtileri şımarıklık, ilgi çekme arzusu ya da sizi kızdırmak için yapılan davranışlar gibi yanlış yorumlamaktan kaçının.
Sabırlı, tutarlı ve kararlı bir tavır içinde olunuz. Sorunu görmezlikten gelmek ve bir sonraki yıla havale etmek ancak çözümü zorlaştırır.
Çocuğunuz okula gitmek istemediğini söylüyor ve okulda kalamıyorsa bir çocuk psikiyatristinden yardım isteyiniz. Okul fobisi hekim, aile ve öğretmenin işbirliği ile çözüme kavuşturulabilir bir sorundur.
Ego Psikolojisi « Kavramlar
Başlıca temsilcileri arasında Loevenstein, Kris, Erikson, Rapaport ve Heinz Hartman'ın bulunduğu Ego psikolojisi (Ego Psychology), Amerikan Freudizmi'nin (özellikle New York Ekolü'nün) en güçlü akımlarından biridir.
Roudinesco ve Plon'un (1997) analizine göre Ego psikoloji ve Amerikan psikanalitik akımları, insanın bir topluma, topluluğa, cinsel bir kimliğe, bir farklılığa, bir renge, bir etniye entegrasyonunun mümkün olduğu fikrinde birleşirler. Ego psikolojisi 20. yy.ın ikinci yarısında, zengin Amerikan burjuvazisinin, her dakikası hesaplanan ve sonu gelmeyen, sosyal prestij ve parasal kazanç peşindeki doktorlar tarafından uygulanan tedavi seanslarının doktrini olmuştur. Bu nedenle de eleştirilmiştir.
Genel olarak bakıldığında, Amerikan Freudçülüğü, İd, Bilinç-dışı ve Özne yerine Ego (Ben), Şelf veya Bireye önem verir, Avrupa'dan farklı olarak koruyucu sosyal tıp ve zihinsel hijyene dayalı pragmatik bir etiği temel alır; bunun sonucu olarak klasik Viyana anlayışından tamamen farklı, tıbbileşmiş ve psikiyatriye dönüşmüş bir psikanaliz gelişmiştir (bunda Maccarthyzm de etkili olmuştur).
Bu akımlar Avrupa'nın 'kökensel' psikanalitik akımları, Kleinizm, Lacanizm, hatta sol Freudizmden (Otto Fenichel) farklı bir zeminde ilerler, mutluluk ve sağlık kültü etrafında dönerler; Amerikan psikanalistleri, bir tür uyum teknisyenlerine dönüşürler.
Tüm bunlar psikanalizin imajını bozar, gözden düşürür ve onun yerine; çeşitli New Age terapileri, mutluluk hapları, şamanistik kürler, telepati, spiritizm, falcılık, medyumluk gibi etkinlikler gelişir (Kaynak: Roudinesco ve Plon, 1997).
oyunlar