Psikoloji

Vroom'un Beklenti Teorisi « Teoriler

Vroom'un (1964) beklenti teorisi (expectancy theory), motivasyon konusunda ortaya atılan süreç teorilerinden biridir.

Burada, bireysel davranış, davranışın sonuçlarının algılanan değerine (valence) göre açıklanır. Öte yandan bireyler, hedeflerine ulaşmalarını sağlayacak imkânlar arasında, kazanç-paha hesabı yaparak ve bilinçli bir şekilde tercihte bulunur. Bu açıdan bakıldığında diğer motivasyon teorilerine kıyasla Vroom'un teorisinde bireylerin hedefleri doğrultusunda rasyonel tercihler yapmalarına ağırlıklı bir yer verilmektedir.

Vroom'un (1964) teorisi, daha sonra başka araştırmacılar (Porter ve Lawler, 1968; Nadler ve Lawler, 1991, Steers, Porter ve Bigley, 1996) tarafından geliştirilmiştir.

Ping-Pong Metaforu « Kavramlar

Bu metafor, iletişim olgularını ping-pong maçı gibi gören iletişim yaklaşımının kullandığı metafordur. Burada kişiler arası iletişim, masa tenisindeki gibi, sırayla mesaj alıp verme şeklinde düşünülür.

Herkes sırasıyla, rolünü değiştirerek, verici ve alıcı konumunda bulunur, dolayısıyla iletişimin başarısı, tüm tarafları dikkate almayı gerektirir. Bu anlayış, iletişimi, bir bakıma behevyorizmin uyaran-tepki zincirine indirger, doğrusal bir neden-sonuç ilişkisi, bir etki-tepki zinciri söz konusudur.

Kelley'in Atıf Modeli « Modeller

Kelley'in 'küp modeli' de denilen atıf modeli, atıf sürecini Heider'ın perspektifinden (sonuçlardan nedenleri çıkarma) ele alan teorilerden biridir. Kelley'e göre (1967, 1972), atıf süreci motivasyonel bir nitelik taşır, zira bireyler, çevrenin nedensel yapısına bilişsel olarak hakim olmaya çaba gösterirler.

Kelley'e göre, çevresini anlamaya çalışan birey, esas olarak iç ve dış olmak üzere iki tür atıf arasında tercihte bulunabilir. Örneğin bireyin bir tiyatro oyununa gitmesi, tiyatro için özel merakı olmasına veya bizzat bu oyunun bir özelliğine bağlanabilir; birinci halde içsel bir atıf, ikinci halde ise dışsal bir atıf söz konusudur.

Kelley, bireylerin atıflarında hangi tür enformasyonları kullandıkları sorunuyla ilgilenir ve atıfların, Stuart Mili'in 'farklar yöntemi'nin naif bir versiyonuna göre cereyan ettiğini öne sürer. Bu yönteme göre, bir olay veya sonuç, kendisi var olduğunda var olan ve var olmadığında da var olmayan bir koşuldan (faktör, neden) kaynaklanmaktadır. Bu, 'birlikte değişme' (kovaryans) ilkesidir; buradaki mantık, bilimsel araştırmalarda da kullanılan varyans analizi tekniğinin mantığıdır ve zaten Kelley, sokaktaki adamı, 'bilim adamı' olarak kavramsallaştırmaktadır.

Kelley'in modelinde bağımlı değişken durumundaki sonuçlar (davranış, olay, vb.), bağımsız değişken durumundaki dört faktöre göre değerlendirilir: Objeler (uyaranlar), bunlarla etkileşim içinde bulunan kişiler, zamansal değişmeler ve koşullar. Belirli bir sonuç konusunda atıfta bulunmak isteyen birey, sonucun söz konusu objeye özgüllüğü, zamanda sürekliliği, koşullara göre değişmezliği ve diğer kişilerin de (obje hakkında) görüş birliği içinde olması durumunda dışsal atıfta bulunur. Bu kriterlerin olumlu olması, bireye, dış dünya hakkında doğru bir imaja sahip olduğu duygusunu verir.

Bir başka deyişle sonuçlardaki değişmeler, konsensüs (kişiler), ayırdedicilik (objeye ya da uyarana özgülük) ve tutarlılık (zamansal veya koşulsal değişmeler) kriterlerine göre açıklanmaktadır. Bunu bir örnekle somutlaştırabiliriz: "Ahmet komedyenlere gülüyor" önermesini temel alalım.

Bu, açıklanacak davranış veya sonuçtur ve bunun birtakım virtüel nedenleri söz konusudur: Ahmet'in kendisi, komedyenin yeteneği ve o günün ya da koşulların özelliği. Ahmet'in davranışını açıklamak isteyen Mehmet şunlara bakacaktır: Herkes gülüyor mu? Ahmet başka komedyenlere de gülüyor mu? Ahmet bu komedyene başka zamanlarda ya da koşullarda da gülüyor mu? gibi.

Mehmet bu sorulara vereceği cevaba bağlı olarak, Ahmet'in davranışının nedenini ona, komedyene, koşullara veya bunların bir bileşkesine atfedecektir. Kelley, bu kriterlere göre mümkün tüm atıfları inceleyen bir analiz aracı geliştirmiştir. Küp modeli olarak da adlandırılan bu model, idealleştirilmiş bir modeldir.

Ancak, gözlemci durumundaki birey, açıklanacak davranışlar konusunda varyans analizi için gerekli enformasyonlara her zaman sahip olmayabilir ve bu durumlarda, asgari veriyle ve ekonomik yoldan atıflarda bulunur. Kelley'e göre sokaktaki insan, atıflarında çeşitli şemalar kullanır, bunlardan en önemli İki tanesi azaltma (eksiltme) ve artırma ilkeleridir.

Azaltma ilkesi, bir sonucun pek çok mümkün nedeni söz konusu olduğunda kullanılır. Buna göre bir nedenin belirli bir sonuçtaki rolü, mümkün başka nedenler bulunduğu zaman, daha zayıf olarak algılanacaktır. Bir diğer deyişle kovaryans analizi uygulanamadığında birey bu ilkeye başvurur ve söz konusu bir nedeni, sonucu açıklayabilecek başka nedenler bulduğunda eler.

Fakat bu elemenin bir bedeli vardır: Sonuç ile neden arasında kurduğu bağa güveni sarsılır. Artırma ilkesi, bir davranışın, belirli bir durumda uygun olmadığı halde (risk veya bedel içermesi, zor olması, fedakarlık gerektirmesi) yapılmasının (fakir bir çevreden gelen öğrencinin başarılı olması gibi), kişisel nedenlere atıf eğilimini artırdığını öngörmektedir.

oyunlar