Psikoloji

Refleksif Düşünce « Kavramlar

Refleksif düşünce ya da refleksivite, kendini gözlem ve analiz konusu olarak alan öznenin tutumudur. Refleksivite, kendi hakkında, kendi üzerine düşünen, kendisini bir obje gibi ele alıp bakabilen bir öznenin durumunu ifade etmektedir. Bu anlamda refleksif düşünce, her şeyden önce kendi dışına çıkıp bakabilmeyi, bir desantrasyon kapasitesini gerektirmektedir.

Taylor gibi yazarlar radikal refleksiviteyi, modernliğin karakteristiği olarak görmektedir. Refleksif tarzda düşünmek (düşüncenin kendi üzerine dönüşümlü oluşu), bilincimizin bilincinde olmak ve dünyanın bizim için varolma tarzı üstünde odaklaşmak, yani kendi öz sübjektivitemiz hakkında düşünmeye önem vermek demektir. Bu tutum Hıristiyan Batı dünyasında Saint Augustin'den itibaren bir emir, bir model haline gelmiştir.

Ping-Pong Metaforu « Kavramlar

Bu metafor, iletişim olgularını ping-pong maçı gibi gören iletişim yaklaşımının kullandığı metafordur. Burada kişiler arası iletişim, masa tenisindeki gibi, sırayla mesaj alıp verme şeklinde düşünülür.

Herkes sırasıyla, rolünü değiştirerek, verici ve alıcı konumunda bulunur, dolayısıyla iletişimin başarısı, tüm tarafları dikkate almayı gerektirir. Bu anlayış, iletişimi, bir bakıma behevyorizmin uyaran-tepki zincirine indirger, doğrusal bir neden-sonuç ilişkisi, bir etki-tepki zinciri söz konusudur.

Atıf Teorileri « Teoriler

Çeşitli yazarlar tarafından atıflar konusunda ortaya atılan teorik yaklaşımlar bazı bakımlardan farklılaşmaktadır. Bu hususa dikkat çeken Kelley ve Michela (1980), söz konusu yaklaşımları iki gruba ayırmışlardır: Atıf teorileri ve atıfsal teoriler.

Atıf teorileri (aitribuıion theory), insanların diğerlerinin veya kendilerinin davranışlarım açıklarken hangi mekanizmalara göre atıflar yaptıklarını ortaya koymaya çalışan teorilerdir (Jones ve Davis, 1965; Bem, 1972; Kelley, 1967, vb.).

Buna karşılık atıfsal teoriler (attributionnel theory) atıfların, bilişsel, duygusal ve davranışsal planlardaki etki ya da sonuçlarını açıklamayı amaçlayan teorilerdir (Weiner, 1979; Schachter, 1964; Abramson, Seligman ve Teasdale, 1978). Ancak, bu ince ayrım çok da manidar görünmemektedir.

oyunlar