Otizm « Psikolojik Sorunlar
Kişinin kendi kendini aldatarak gerçeklerden kaçması, kendini herkesten ve herşeyden uzak bir dünyada yaşamaya zorlaması, düş dünyasında yaşaması. Bu kişiler cinsel yaşantılarında düşler ve kendi yarattıkları konular ile. ilgilenirler. Bu ruhsal bozukluk histeri ve şizofreninin başlangıcı sayılabilir.
Konuşmayı Nasıl Öğrendik? « Genel
Konuşma ve lisanın gelişebilmesi için önce beyinsel ve gırtlaktaki ses tellerinde yapısal değişmelerin gerçekleşmesi gerekliydi. Neanderthal insanının sol tarafında ilkel bir Broka konuşma merkezinin varolduğu düşünülmesine karşın, boynun eğik olması nedeniyle gırtlağın konuşma için gelişmediği anlaşılmıştır. O halde atalarımız sesler çıkararak ve işaretle anlaşabiliyorlardı.
Homo Sapiens, sol beynindeki Wernicke alanı ile Broka konuşma merkezinin ve bunun yanısıra gırtlaktaki ses tellerinin gelişmesiyle konuşma yeteneğine sahip oldu. Gırtlağın diğerlerine göre daha uzun, boyunda biraz daha aşağıda, dilin ve ağız boşluğunun daha yuvarlak ve arkada, gırtlağa açık olması, Homo Sapiens'in konuşmada değişik sesleri çıkarabilmesine neden oldu.
Düşünürsek, bir papağan da 50 kelimeyi öğrenip söyleyebilir, ancak arkadaşına, "gel seninle deniz kenarına balık tutmaya gidelim, sonra da bir ateş yakıp onları pişirip yiyelim" diyemez. Bunun için cümle kurmak ve cümleleri mantıksal bir sıraya sokmak (synthax) gerekir. Bu da ancak Wernicke alanında gerçekleşebilir.
O halde bu alan, sesleri, seslerin oluşturduğu kelimeleri, kelimelerin oluşturduğu cümleleri kurma fonksiyonunu üstlenmiştir. Aynı zamanda söylenilen cümleleri anlama da bu alanda belirlenmiştir. Lisanın gelişmesi memlerin yayılmasını hızlandırdı. Aynı zamanda Homo Sapiens'in algılama ve zihinsel yeteneği (kognitif) de geliştiğinde, o, bunu lisan yoluyla yaydı. Memler, beynin ve lisanın gelişmesine, kavramların öğrenilmesine katkıda bulunmuştur.
Enformasyon « Kavramlar
Enformasyon, genel olarak insanın dış dünyayla ilişkisinde, belirsizlik düzeyini azaltan her tür uyaran şeklinde tanımlanabilir. Daha özel olarak ise formatlanmış ve yapılandırılmış veriler bütünü olarak tanımlanabilir.
Yaygın anlamda enformasyon terimi, "haber" (Ing. News, Alnı. Nachrichf) veya mesaj terimiyle eşanlamlıdır. Shannon, mesajın ilettiği "enformasyon miktarı" kavramını matematik olarak tanımlarken enformasyon terimine de teknik bir anlam yüklemiştir.
Bu anlamıyla enformasyon mesaj vasıtasıyla belirsizliğin azaltılmasının ölçüsüdür. Bu doğrultuda enformasyon, mesajın alıcıya göre yeni, orijinal olan yanına veya öğelerine göndermektedir. Enformasyon teorisi, bu noktadan hareketle, mesajları, kapsadıkları enformasyon miktarına, orijinallik ve olağanlık derecesine, artıklık (redundancy) oranına, anlaşılabilirlik düzeyine göre çeşitli kategorilere ayırmaktadır (Moles'in tarafımdan 1983'de Türkçe'ye çevrilen Kültürün Toplumsal Dinamiği adlı eseri bu teorinin sosyal olgulara uygulanışının çok çeşitli örnekleriyle doludur).
Enformasyon istatistiksel olarak ikili sorularla (bits olarak), yani evet veya hayır şeklinde cevap verilen soruların sayısıyla ölçülmektedir. Belirsizliği azaltma bakımından, her iki cevap eşdeğerli sayılmaktadır.
Moles (1971) bunu şu tür bir örnekle açıklar: A, B, C, D, E, F, G, H şeklinde 8 işaretlik bir dizi içinden bir harf seçelim; bu harf D olsun. Muhatabımıza, evet-hayır cevabı alacağı sorular vasıtasıyla, aklımızda hangi harfi tuttuğumuzu kesinlikle bulmasını söyleyelim. Bu oyun, alıcının bizden bir takım enformasyonlar istemesine dayanan bir oyundur.
Muhatabımız doğru harfi bulmak için kaç enformasyon isteyecektir? Her bir harfin "doğru" (seçilen) olma ihtimali 1/8'dİr. En mantıklı yol bu oranı her seferinde yan yarıya büyütmektir (yani olasılığı artırmaktır). İlk soru şudur: Seçilen harf, dizinin ilk yarısında mıdır?
Evet veya hayır cevabına göre A, B, C, D ve E, F, G, H yarıları kalacak ve olasılık 1/4'e düşecektir. Cevap "evet"tir. İkinci soru yine aynı olacaktır: Seçilen harf bu dörtlünün ilk yarısında mıdır? Cevap "hayır" olacağına göre C, D ikilisi kalacaktır ve bu iki harften birisinin doğru olma olasılığı 1/2'ye düşecektir.
Üçüncü soru yine aynıdır ve cevap "hayır" olacaktır. Böylece muhatabımız üç soruda (üç bits'lik enformasyonla) hangi harfi tuttuğumuzu kesinlikle bulacaktır. 32 harflik bir alfabede, herhangi bir harfi bulmak için ise 5 bits'lik enformasyon yeterli olmaktadır.
Aynı oyun bir kitap içinden seçilen bir sözcüğü bulmak şeklinde de oynanabilir. Bu durumda da sorular; Bu sözcük, kitabın ilk yansında mı ? şeklinde başlayıp tek bir sayfaya gelindiğinde Bu sözcük, sayfanın ilk yarısında mı? İle devam edecek ve nihayet Bu sözcük satırın ilk yarısında mı? vb. şeklini alacaktır. Sonuçta kitabın sayfa sayısına ve sayfanın büyüklüğüne bağlı olarak az ya da çok sayıda (ve tümüyle kodlanabilir) enformasyonla hedefe ulaşılacaktır.
Enformasyon bilgiden farklıdır. Bilgi, bir öğrenme kapasitesi ve bilişsel kapasite gerektirmektedir, birbirinden farklı gerçeklikleri kapsar; örneğin eğitim kurumlarında verilen bilgiler, bir araştırma laboratuarında elde edilen bilgiler veya bir üretim (bir iş yaparken) etkinliği sırasında kendiliğinden ortaya çıkan bilgiler.
Tüm enformasyonlar "a priori" olarak kodlanabilir ve dolayısıyla büyük ölçekte kopyalanıp yayılabilir; oysa bilgi, örtük, satır arası niteliğinde olabilir ve bu nedenle kodlanması zordur, Örneğin bir mesleğin yıllarca icrasıyla kazanılan ustalık böyledir.
oyunlar