Psikoloji

Histerik Bulaşma « Psikolojik Sorunlar

Histerik bulaşma, okul, fabrika gibi kurumlarda veya köy, kasaba, mahalle gibi küçük yerleşim birimlerinde psiko-sosyal kaynaklı fiziksel rahatsızlıkların veya rahatsızlık belirtilerinin sosyal bulaşma yoluyla yayılmasını ifade etmektedir. Bu anlamda histerik bulaşma, sosyal bulaşmanın özel bir hali olarak değerlendirilebilir.

Pratikte çeşitli örnekleri bulunan ve histerik bulaşma sonucu oluşan rahatsızlıklar, 'kolektif histeri' olarak adlandırılmaktadır. Kolektif histeri örneklerinin analizi, bu tür olayların, çoğu kez, sorumluluk düzeyi yüksek, karşılaştığı sorunu kurallar labirenti ve mevzuat içinde çözmekte güçlük çeken, fakat enformel kaçış yollarını da kullanamayan kişilerde ortaya çıktığını göstermektedir.

Literatürde bilinen en ünlü kolektif histeri örneklerinden biri, ABD'nin güneyinde küçük bir kasabada bir tekstil fabrikası işçileri arasında meydana gelmiş ve Kerckhoff ve Back (1968) tarafından incelenmiş olan 'Haziran Böceğinin Sırrı' adlı vakadır.

Ülkemizde de bunun ilginç örneklerinden biri 1967 yılında Aydın'ın Acarlar Köyü'nde yaşanmış ve S. Er (1969) tarafından incelenmiştir. Bu köyde kısa bir zaman dilimi içinde yayılan histeri vakasının temelinde, çeşitli psiko-sosyal faktörlerin bulunduğu saptanmıştır:

Etrafı Sünnî köylerle çevrili bir Alevi köyü olan Acarlar köyü halkının töreleri, özel ten rengi, fakirlikleri nedeniyle kendilerini sürekli ezik ve baskı altında hissetmeleri, köyün uzun zamandan beri dışa kapalı ve kendine dönük bir yaşam tarzı sürmekte iken aniden dışa açılması ve dengesini koruyamaması, köy gençlerinin yeni yaşam modelleriyle temasa geçmesinin yarattığı kültürel şok, vb.

Olumlu Düşünce « Hafıza Geliştirme

Beyin, alt beyin, üst beyin, sinir sistemi diye üç kısımdan oluşur. İnsan beyninin diğer canlılardan farkı, üst beynin gelişmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

Alt beyin daha çok otomatik fonksiyonları denetler. Kalbimizin atması, kan basıncı, hormonlar alt beyin tarafından idare edilir.

Üst beyin ise, daha çok entellektüel işlevlidir. Bilgiler burada kaydolunur, değerlendirme burada yapılır, davranışlar buradan idare edilir.

Peki, üst beyin alt beyni kontrol edebilir mi? Yapılan araştırmalar, bunun mümkün olduğunu göstermiştir. Biz, mutlu olmayı düşününce mutlu oluyor, hastalığı kafamıza takınca da hasta oluyoruz. Yani, düşünce tarzımız; hem yaşantımızı, hem de bedenimizi etkilemektedir.

O zaman şu ortaya çıkar: Beynimizin bizim için en önemli tekniği, olumlu düşünmenin ileri şekillerini uygulamasıdır.

Olumsuz zihni kurgu, yani olumsuz düşünce ise beynimizi kendimize karşı olumsuz çalışmaya programlayacaktır.

Örneğin bir futbolcu, üç kez kaleciyle karşı karşıya kalmasına rağmen topu dışarıya atmıştır. Bir dahaki maçta aynı hatayı yapmak istememektedir. Bunun için beynini şöyle programlamıştır: "Topu dışarı atmayacağım. Topu dışarı atmayacağım." Bunu kendi kendine defalarca söylemiş ve maça çıkmıştır. Sonuç: Topu yine dışarı atmıştır.

Burada futbolcunun yaptığı hata, topu kaleye atmaya değil, dışarı atmamaya şartlanmasıdır. Bu durumda beyin, kalenin içine değil, dışına kilitlenmiştir. Bu olumsuz uyarıcı da, başarıya değil, başarısızlık korkusu yüzünden başarısızlığa götürmüştür.

Olumlu düşüncede temel nokta, beyni olumlunun üzerine programlamaktır. Yâni, başarısız olmamayı değil, sadece başarmayı düşünmelisiniz.

Bunu hafıza noktasında düşünürsek, unutmayı değil hatırlamayı seçmeli, ona kilitlenmelisiniz.

Evet, başarının en önemli anahtarlarından birisi, beynin olumlu düşünceye programlanmasıdır. Bu ise, gerçek bir özeni gerektirmekle beraber, aslında zevkli bir uğraştır.

OLUMLU DÜŞÜNMENİN GETİRİLERİ

Amerika'da bir okulda ilginç bir deney yapılır. Özel bir sınıf oluşturulur ve bir grup öğretmen bu sınıfa verilir.

Öğretmenlere, bu sınıftaki öğrencilerin çok seçme öğrenciler olduğu söylenir. Öğrencilere de aynı şekilde, öğretmenlerinin çok seçme öğretmenler oldukları belirtilir.

Yıl sonunda, sınıfın başarısı hârikadır. Okul müdürü, o öğretmenlerle bir toplantı yapar ve sınıfın gerçekte kura ile, gelişigüzel bir şekilde oluşturulduğunu açıklar. Bunun üzerine öğretmenler, "Bu durumda, demek ki biz süper öğretmenleriz." derler. Müdür cevap verir: - Hayır, sizler de kura ile seçildiniz.

İnsanların ortaya çıkaracakları eserler, genellikle yakın çevresindeki insanların kendilerinden bekledikleriyle doğru orantılıdır.

Fiedler Liderlik Modeli « Modeller

Fiedler (1961) tarafından geliştirilen bu model, liderin kişilik özelliklerini öne çıkaran etkileşimsel bir liderlik anlayışıdır. Model, liderin diğerlerini algılayış tarzını esas almaktadır.

Fiedler'in araştırmalarına göre, çeşitli liderler, birlikte çalışmaktan hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları kişileri tanımlama bakımından birbirinden farklılaşmaktadır. Bu iki grubu kişilik özellikleri bakımından birbirine az çok benzer olarak algılayan liderler, 'zıtları benzer algılama' (ZAB) düzeyleri yüksek liderlerdir; bunlar, çalışmaktan hoşlanmadıkları kişileri de olumlu bir şekilde tanımlayabilir ve kişi olarak beğenebilirler, dolayısıyla lider olarak herkesi memnun etmeye eğilimlidirler.

ZAB düzeyi düşük olanlar ise, birlikte çalışmak istemediği, iyi çalışmayan grup üyelerini, kişi olarak da beğenmez, olumsuz özelliklerle tanımlar. Herkese aynı muamelede bulunmaz. Bu iki lider tipinden ilki kişi eğilimli, ikincisi iş eğilimli lider tipidir.

Fiedler'e göre bu lider tipleri, lider-üye ilişkileri, işin yapısı ve özellikleri, liderin statüsü gibi üç koşula bağlı olarak etkili veya etkisiz olabilmektedirler. Liderin astlarıyla ilişkileri uyumluysa, işin yapısı belirginse, lider güçlü bir konumdaysa, grupta liderlik için ortam uygundur. Liderlik tipi ile ortamın uygunluğu arasında karmaşık bir ilişki vardır. Ortamın en çok ve en az uygun olduğu uç durumlarda işe yönelik lider, ara durumlarda ise kişiye yönelik lider daha başarılı olmaktadır.

oyunlar