Psikoloji

Epistemik İhtiyaç « Kavramlar

Epistemik veya bilişsel ihtiyaçlar (need for cognitiori), kişilerin çeşitli sorunlar veya durumlar konusunda bilgiyle (veri, enformasyon) ilişki eğilimlerini ifade etmektedir. İnsanların günlük yaşamlarında çeşitli konulara ilişkin bilgilerini nasıl oluşturdukları ve değiştirdikleri, naif psikolojinin önemli bir alanıdır. Kruglanski ve Ajzen tarafından ortaya atılan naif epistemoloji teorisine göre bilgilerimiz, problemlerin ifade edilmesi ve çözülmesi şeklinde iki aşamalı bir süreçte oluşurlar.

Bu oluşumda enformasyon etkenleri yanı sıra epistemik ihtiyaçlar da etkilidir. Bunlar, bilgiye ilişkin güdülerdir ve belirli bir konudaki bilginin arzu edilmesi veya edilmemesinde ifadesini bulurlar. Bir başka deyişle burada söz konusu olan, belirli bir konuda bilgi veya kararla ilgili olarak arayışı durdurma, sonuca bağlama, hesabı sabitleştirme, tespit etme tutumu veya tam tersi tutumdur.

Kruglanski'ye göre bu konudaki eğilimler birbirini dikey olarak kesen iki boyutta şematize edilebilir. Bunlardan biri, "kapatma - kapatmaktan kaçınma" boyutudur; diğeri "kapatmanın özgül olması- özgül olmaması" boyutudur. Tüm bireyler bu iki boyut üzerinde konumlandırılabilir.

Bu çerçevede bireylerde iki tip ihtiyaç ayırdedilebilir. Birincisi özgül olmayan kapatma ihtiyacıdır ve bireyin belirsizlik veya karışıklık yerine, hangisi olursa olsun bir cevap bulma ihtiyacına tekabül eder. Örneğin acele karar vermenin gerekli olduğu durumlarda, bu yola gidilebilir. Bu ihtiyacın karşı yüzünde kapatmaktan kaçınma yer alır ve bireyin, olumsuz bir sonuçla karşılaşma endişesiyle kararı geciktirmesini ifade eder.

İkincisi, özgül kapatma ihtiyacıdır ve bireyin, kendi sorunları konusunda özgül cevap bulma ihtiyacına tekabül eder. Bu tür bir kapatma, arzulanır cevaplar bulunmasına bağlı olarak epistemik arayışı sona erdirir. Bu ihtiyacın karşı yüzünde 'arzu edilmeyen cevaplardan kaçınma' yer alır.

Örneğin ağır bir hastalığa yakalanma olasılığı yüksek olan kişiler, bazen bu hastalığın teşhisini sağlayacak muayeneden kaçınmakta ve 'kendilerinin hasta olamayacaklarını' düşünmelerini sağlayacak işaretler, kanıtlar aramaktadırlar. Burada özgül kapatmadan (kişi hastadır) kaçınma, karşıt kapatmanın (o hasta olamaz) elde edilmesine bağlıdır.

Bilişsel Aktiflik Etkisi « Kavramlar

İzlenim oluşumu konusunda, hedef hakkında kategori veya şemaya dayalı süreçler ile hedefin özelliklerine dayalı süreçlerden hangisinin kullanıldığı sorusuna getirilen açıklamalardan biridir (Gilbert, Pelham ve Krull, 1988).

Buna göre, algılayan kişi bilişsel planda ne kadar aktif ya da meşgul ise, dikkati o kadar çok dağınık demektir ve dolayısıyla, hedef hakkındaki izlenimi, daha ziyade mevcut enformasyonlara (şemalar, kategoriler) dayanacaktır. Buna karşılık, bilişsel planda daha az meşgul veya daha az aktif olan bir kişi, dikkatini daha ziyade, içinde bulunduğu etkileşim üstünde odaklaştıracak, hedefin ve durumun özelliklerine daha çok bakacaktır.

Sosyal Bulaşma « Kavramlar

Sosyal bulaşma (social contagion) terimi, insanların kalabalık içindeki uç davranışlarını açıklamaya çalışan Gustave Le Bön (1896) tarafından ortaya atılmıştır.

Kalabalık içindeki insanların radikal bir dönüşüme uğradığını, şiddet ve coşkularını ifade etmede, hain, irrasyonel, hayvanı ve pervasız olduklarını gözleyen Le Bön, tıbbi deneyimlerinden yola çıkarak, hastalıkların bulaşması ile coşkuların bulaşması ve bunun sonucunda kalabalık içinde aşırı davranışların ortaya çıkması arasında bir analoji kurmuştur. Bu açıdan sosyal etkinin özel bir biçimine gönderen sosyal bulaşma kavramı, kalabalık içinde duygu, düşünce ve davranışların hızlı bir şekilde yayılmasını ifade etmektedir.

oyunlar