Ulyses Metaforu « Kavramlar
Homeros destanının kahramanlarından birinin ve James Joyce'un romanının adını taşıyan bu metafor, irade zayıflığı sorununu ifade etmektedir. Ulyses, deniz yolculuğu sırasında, deniz kızlarının çağrısına kapılmamak için kendini gemi direğine bağlatmıştır.
Bu tutum, iradesinin zayıflığına önlem alma tutumudur. Yerine getireceğimizden şüphe duyduğumuz bir vaat konusunda, kendi zayıflıklarımızı öngörerek, dış engellere veya kendi kendimizle angajmanlara (amaçlar saptamak) başvururuz. Modern bir anlayışı yansıtan bu son husus (angajmanlara girme), sorumluluk moralimize uygundur, fakat arzularımızın üstünde çoğu kez, dış koşullar (örneğin sosyal engeller) ve eylemlerin ortak etkisi kadar güçlü bir etkiye sahip değildir.
İnanç « Kavramlar
İnanç (belief), bir dinin, hareketin veya bir grubun söylemine itibar gösterme, inanma olgusudur. İnanç, çoğu kez kanaat, kanı, iman gibi terimlerle karışmaktadır. P. Ricoeur'e göre, bu tür terimleri birbirinden ayıran şey, bunların temelindeki yargının sübjektif olup olmamasıdır:
"Kanaat, hem sübjektif, hem de objektif olarak yeterli olmadığının bilincinde olan inançtır; inanç, sübjektif olarak yeterli, objektif olarak yetersiz olduğunda imandır; inanç, her iki açıdan da yeterli olduğunda, bilimdir. Sübjektif yeterlilik, bizzat kişinin kendisinin kani olmasını, objektif yeterlilik, yani diğerlerinin gözünde yeterlilik ise kesinliği ifade eder".
İnanç terimi, psikolojik literatürde, insanın, herhangi bir nesneye ilişkin kognitif bilgisini ifade etmektedir. Bu anlamda inanç, bir şeyin varlığına veya doğruluğuna inanma olgusu ya da bu inanışın ifadesidir. Daha kısa bir deyişle inanç, belirli bir tutum objesi hakkındaki kanaattir.
İnanç terimi, literatürde, asgari tanımlama tekniğiyle (Rothman), şu şekilde tanımlanmıştır: İnanç, biri diğerini tanımlamayan iki kognitif kategori arasındaki ilişki ya da her biri kendi öz anlamına sahip iki uyaran arasındaki özel ilişkidir. Örneğin 'kedinin miyavladığına inanıyorum' denmez, ama 'kara kedilerin uğursuzluk getirdiğine inanıyorum' denir. İlk cümlede, 'miyavlama', 'kedi' kategorisini tanımlayan bir özelliktir, ama 'uğursuzluk getirme' böyle değildir (Bloch ve ark, 1997).
Adams'ın Denklik Teorisi « Teoriler
Motivasyon konusunda ortaya atılan süreç teorilerinden (process theories) olan Adams'ın (1963) teorisi (Adams Equity Theory) Festinger'den hareketle üretilen denge teorilerine dayanmaktadır. Burada, bireyin belirli bir davranışı yapması için, psikolojik gerilim durumunu giderme eğilimi esas alınır. Adams'a göre bireyler, genel olarak bir denklik durumu ararlar, daha açıkçası, örgüt içinde takas ilişkilerinde diğerleriyle karşılaştırıldığında adil ya da hakkaniyetli bir muamele gördükleri duygusu taşımaları önemlidir. Bu açıdan girdi-çıktı hesabı yaparlar.
Girdiler, bireyin örgüte katkılarıdır (formasyonu, verimi, ustalığı, vb.), çıktılar ise örgütün ona verdikleridir (ücret, prim, mesleğinde ilerleme, saygınlık, vb.). Adams'ın teorisinde girdi-çıktı oranının dengeli olduğu durumda, bireyin harekete geçme yönünde güdülü olmadığı, dengesizlik durumunda ise hareket için motivasyona sahip olduğu varsayılmaktadır.
Adams'ın teorisi, çoğu kez endüstriyel alanda örgütlerde uygulanmakla birlikte, tüm takas durumlarına uygulanmaya uygun genel bir teori olarak değerlendirilmektedir. Takas teorilerinin genellikle iddia ettiği gibi, öğretmen ve Öğrenci, kadın ve erkek, ana-baba ve çocuk, iki arkadaş söz konusu olduğunda bile, kişiler arası ilişkilerde verilenler ile alınanlar, kayıplar ve kazançlar arasında bir kıyaslama yapılmaktadır.
Adams denksizliğin (az veya çok ödüllendirilme gibi) rahatsızlık verici bir duygu meydana getirdiğini, Festinger anlamında bir tür bilişsel gerilim yarattığını ve denkliği oluşturma yönünde tepkilere (katkılarını artırmak veya azaltmak, kazançlarını artırmaya çalışmak, bilişsel çarpıtmalara, yanlılıklara girerek değerlendirmelerini değiştirmek, kıyas çerçevesini değiştirmek, vb.) ya da yol açtığını öne sürmektedir.
oyunlar