Kültürlerarası Psikoloji « Kavramlar
Kültürlerarası psikoloji, psikolojik olguların dünyanın çeşitli bölgelerine göre farklılıklarının ve insan davranışının içerisinde cereyan ettiği kültür ile davranışın etkileşiminin incelendiği bir çalışma alanıdır.
Kültürlerarası psikoloji, son yıllarda, özellikle genel psikoloji ve sosyal psikoloji başta olmak üzere, kognitif psikoloji, gelişim psikolojisi, klinik psikoloji gibi alanlarda açık veya Örtülü bir tarzda kültürlere göre karşılaştırma yapma gereği hissedildikçe giderek önem kazanmaktadır.
Zira büyük ölçüde Batı dünyasının (Amerika-Avrupa) antropolojik eğilimlerini yansıtan halihazırdaki psikolojik bilgilerin çeşitli kültürlerde sınanması, incelenen olguların farklı kültürlerdeki görünüşlerinin veya belirli bir kültürde mevcut olmayan ancak bir başka kültürde mevcut olan yeni olguların ortaya konması ve nihayet bulguların entegrasyonu vasıtasıyla evrensel bir psikoloji bilimi oluşturulması, kültürlerarası psikolojinin başlıca amaçlan arasında yer almaktadır (Jahoda & Krewer, 1997).
Modern anlamda kültürlerarası psikolojinin ortaya çıkışı II. Dünya Savaşı sonrasına denk düşmektedir. Bir yanda savaşın hatırlattığı etnik sorunların etkisi, öte yanda savaş sonrasında insanı ve toplumu anlamaya yönelik teorilerin belirli bir kültür dünyasının veya ulusallığın dar sınırlarından kurtarılması motivasyonu, kültürü dikkate alan çalışmaların gelişmesine neden olmuştur (Segall, Lonner & Berry, 1998).
Bugün birçok yazara göre günümüzde ulusal toplulukların etnik ve kültürel açıdan giderek daha çeşitli hale gelmesi, uluslararası iletişimin artması, eğitim, iş vb. nedenlerle giderek daha fazla sayıda insanın doğup büyüdüğü kültürden farklı bir kültürde yaşamını sürdürüyor ya da ikamet ediyor olması, kültürlerarası psikolojinin özellikle 1980'lerden sonra hızla kurumsallaşmasında etkili olmuştur.
Kültürlerarası çalışmalarda kültür, çoğunlukla bireyin davranışlarını çeşitli açılardan etkileyen bir bağımsız değişken veya bağlamsal değişken olarak görülmekle birlikte günümüzde bu biraz değişmeye başlamıştır.
Kognitif psikolojinin ve sosyal inşacıların teorik katkılarının da etkisiyle insana yalnızca kültürün bir ürünü, sonucu, hatta adeta kurbanı gözüyle bakma eğilimi terkedilmiş; insan, aynı zamanda onun yaratıcısı, değerlendiricisi ve yorumlayıcısı olarak da görülmeye başlanmıştır. Özellikle sosyal inşacılara göre kültür, bireyin verili bulduğu bir gerçeklik değil, birey ve çevresi tarafından günlük etkileşimlerde yeniden ve yeniden üretilen bir süreçtir (Misra ve Gergen, 1993; Segall, Lonner ve Berry, 1998).
Bu perspektiften hareket eden (şimdilik sınırlı sayıdaki) araştırmalarda kültür, yalnızca bir grup insanı (çoğunlukla belirli bir etnik veya ulusal grubu) tanımlama etiketi olarak bir bağımsız değişken olarak görülmediği gibi belirli bir sosyal, politik ve tarihsel bağlamı ifade eden bağlamsal bir değişken de değildir; burada, bireyin kültür üzerindeki etkisi öne çıkarılmakta ve kültür bir süreç (Greenfield), bir bağımlı değişken olarak ele alınmaktadır.
Kültürlerarası psikoloji yaygın olarak bireycilik-toplulukçuluk eğilimleri, değerler, iş ve çalışma değerleri, yarışma ve işbirliği eğilimleri, gruplararası ilişkiler, çatışma ve çatışma çözümü, sözel olmayan iletişim, kişilik, kişilerarası çekim, zeka, yetenek, kişilik vb. testlerinin evrensel geçerliği gibi konularla ilgilenmektedir.
Psikopatoloji « Kavramlar
Psikopatoloji, ruhsal tepkileri inceleyen bunların gövde ve hücre organı sistemlerinde ve kimyasındaki bozukluklara bağlanmağa çalışan bilim koludur. Bilimsel psikoloji ve psikiyatri gibi psikopatoloji de 19. yüzyılın ürünü olup, (başlangıçta) materyalist öğreti ve doğa-bilimleri temelleri üzerine oturtulmuştur. Psişik olayların ve davranışların norma! ve patolojik görünümleri Almanya'da Wilhelm Griesinger ve Emil Kröpelin, İngiltere'de Maudsley Fransa'da Philippe Pinel ve Jean Etienne Esguirol, Amerika'da Benjamin Ruşu ve Rusya'da Serpej Korsakoff gibi bilim adamlarınca incelenmiş ve bu incelemeler sonucunda elde edilen yeni yöntemler psikiyatriye önemli katkılarda bulunmuşlardır. Akıl hastalıklarının çeşitli türleri biyolojik açıdan ele alınmış ve bireyselleştirilmiştir.
Evrim teorisine dayanılarak yapılan -klinik gözlemlerden, laboratuar incelemelerinden, biokimya ve patalojik anatomiden akıl hastalıkları tedavisinde yararlanılmıştır.
Günümüzde, düne kadar beyin hücrelerinde meydana gelen ve çok kısa bir süre sonra ra yıkıma uğradığından eldeki araçlarla saptanmasına imkân olmayan bir çok maddeleri tesbit edebilecek yöntemler geliştirilmektedir. Bu psikopatoloji çalışmaları sonucunda biriken bilginlerin çeşitli cinsel sorunlara yol açan ruhsal bozuklukların giderilmesinde de yararlı olacağı kanısı yaygındır.
Kendini Sunma « Kavramlar
Bireyin diğerleri tarafından kendi benlik kavramına uygun ve çoğu kez de olumlu bir şekilde algılanma eğilimini ifade eden kendini sunma ya da benlik sunumu (self-presentation) kavramı, bireyin diğerleri önündeki davranışlarım kontrol etme ve görünümünü ayarlama çabalarını kapsamaktadır. Bu çabalar, hem bireyin kendini sunma amaçlarına ve hem de muhataplarının özelliklerine göre farklılaşmaktadır.
Olumlu izlenim bırakmak esas olmakla birlikte, bu mümkün olamadığında, geçerli bir özür veya mazeret bulunarak, kayıplar en aza indirilmeye çalışılmaktadır. Bireyin kendini istediği gibi sunabilmesi, büyük ölçüde diğerlerinin onun davranışlarına nasıl tepki vereceklerini kestirebilme ve başka rolleri üstlenebilme kapasitesine bağlıdır.
Benliğin davranışsal yanma işaret eden benlik sunumu, benliğin bilişsel (benlik kavramı) ve duygusal boyutlarına (öz saygı) kıyasla daha az sayıda araştırmaya konu olmuştur. Araştırmalar, genel olarak kendini sunmanın farklı yol ve stratejileri üzerinde odaklaşmakta ve bunun bireyin kendine ilişkin inançlarında değişmelere yol açtığını ortaya koymaktadır.
Kendini sunmada izlenen amaca bağlı olarak, bazı yazarlar, 'stratejik kendini sunma' ve 'otantik kendini sunma' ayrımına gitmektedirler. Birincisinde kendini sunma, izlenim yönetimini esas almakta ve burada, diğerlerinin hakkımızdaki algılarının kontrolü hedeflenmektedir. Bu sunma tarzı, 'kendini uyarlama' kavramına tekabül etmektedir. İkincisinde ise, diğerlerine kendimizi, makyajsız ve rol yapmadan daha iyi anlatmak amaçlanmaktadır.
oyunlar