Motivasyonel İzlenim Modeli « Modeller
Bu model, izlenim oluşumu konusunda, hedef hakkında kategori veya şemaya dayalı süreçler ile hedefin özelliklerine dayalı süreçlerden hangisinin kullanıldığı sorusuna getirilen açıklamalardan biridir (Fiske ve Taylor, 1991). Bu anlamda, İzlenimde Süreçsel Süreklilik Modeli ve İki Süreçli İzlenim Modelinin bir açıklaması ya da bir alt modeli olarak nitelendirilebilir.
Buna göre, izlenim oluşumunda, algılayanın hedefle ilgili amaçlan ve durumun özellikleri de önemlidir. Algılayanın motivasyonları ve durumun özellikleri değiştikçe, kategori/şema bilgisi veya hedefin kişisel özelliklerine ilişkin bilgilerin kullanımı da farklılaşır.
Örneğin sokakta yürüyen biri hakkında çabucak bir izlenim oluşturmamız gerektiğinde mevcut şemalarımızı kullanma eğilimimiz güçlüdür, buna karşılık bir jüri üyesi olarak bir aday hakkında fikir sahibi olmamız gerektiğinde şemalarla yetinmemiz söz konusu olamaz. Aynı şekilde hedefe ilişkin amaçlarımız, hedefle ilişkilerimizin niteliği ve hatalı bir yargının algılanan sonuçlan da (bedel), şema kullanımımızı etkilemektedir.
İzlenim oluşumunda durumun özellikleri de etkilidir. Nitekim, bu özellikler, hatalı yargının bedelini ve algılayanın mevcut enformasyonu daha dikkatli bir şekilde gözden geçirme motivasyonunu yükseltebilmektedir. Yapılan araştırmalara göre, algılayan kişi, sonuçlar bakımından hedefe bağımlı olduğunda; yargılarından kişisel olarak sorumlu olduğunda; algılayan hata yapma kaygısı taşıdığında ve hedef kullanılan şemaya uymayan bir kimlikte göründüğünde, mevcut şema enformasyonlarıyla yetinmeyip kişisel veya durumsal özelliklere dikkat etmektedir (Vallerand ve ark. 1994).
Semptom « Kavramlar
Semptom terimi, günlük dilde belirti, işaret anlamında kullanılmaktadır. Sözlük anlamında semptom, -çoğu kez patolojik-bir duruma veya gelişmeye ilişkin olan ve bu durum veya gelişmeyi belirlemeyi sağlayan gözlenebilir veya algılanabilir bir özelliktir.
Psikanalitik bir kavram olarak semptom, bilinçdışı bir rahatsızlığın olgusal veya davranışsal düzeyde ortaya çıkması ya da bunu gösteren belirti anlamına gelmektedir. Semptomun yapıyla ilişkisi, sonucun nedenle veya yüzeyin derinlikle ilişkisine benzetilmektedir.
Çeşitli patolojik durumlarda gözlenen semptomlar bütünü, sendrom olarak adlandırılmaktadır. Sendrom, genel olarak bir patolojik durumu yansıtsa da, tek bir hastalığın veya durumun karakteristiği değildir ve bu nedenle bir hastalığı tek başına teşhis etme değeri taşımamaktadır.
Bilişsel Karmaşıklık « Kavramlar
Kategorizasyon süreç ve olguları çerçevesinde ortaya atılan bilişsel karmaşıklık (cognitive complexity), bireylerin dünyaya ilişkin algı ve değerlendirmelerini etkileyen bir değişken olarak kullanılmaktadır. Bilişsel karmaşıklık, bireyin algı ve kategorizasyonlarındaki duyarlılığı ifade etmektedir.
Literatürde bilişsel karmaşıklık kavramı içinde üç yan ayırdedilmektedir (Pinson, 1988): Birincisi algı ve değerlendirmelerde kullanılan/dikkate alman boyut sayısı anlamında farklılaştırma (differenciation), ikincisi kullanılan bir kategorinin darlığı veya genişliği anlamında ayırdetme (discrimination) ve üçüncüsü ise farklı öğeleri bir bütün haline getirme anlamında bütünleştirme (integration) olarak ifade edilebilir.
Farklılaştırma, gerçekliği algılamada kullanılan boyutların ya da kategorilerin sayısıyla ilgilidir ve kategori sayısının artması, ayrıntıları daha iyi farketmeyi, benzerlik düzeyi düşük uyaranları farklı kategorilere koymayı sağlamaktadır. Araştırmalarda, bilişsel karmaşıklık değişkeni genellikle bu anlamda kullanılmaktadır.
Ayırdetme, bireyin uyaranlar arasında ayrımlar yapması için kullandığı alt bölümlerin ya da sınıfların sayısıdır, bu boyut Pettigrew anlamında, bir kategorinin prototipinden sapmaları kabul edebilme düzeyinin, dolayısıyla tolerans düzeyinin de bir ifadesidir. Üçüncü yan, farklı bilişsel öğeleri ilişkilendirebilme düzeyini ya da kapasitesini ifade etmektedir.
oyunlar