Psikoloji

Alter Ego « Kavramlar

Aslında psikanalitik vokabülere ait olan alter ego terimi, sosyal psikolojide, psikodrama, benlik ve/veya kimlik analizleri alanında da kullanılmaktadır. Alter ego, kısaca, diğer-ben, yardımcı-ego, bana benzeyen bir başkası olarak tanımlanabilir.

Moscovici'ye (1984) göre, Alter ile Alter Ego, sosyal ilişkilerde Diğeri'ni tanımlamanın iki tarzını ifade ederler. Bu çerçevede, ya bize benzeyen bir Diğeri, yani Alter Ego, ya da farklı bir Diğeri, yani Alter söz konusudur. Bunlardan her biri farklı olgulara gönderir; bir bakıma çeşitli araştırma yaklaşımları ve teoriler, bu "alter"i kavramsallaştırma tarzlarına göre farklılaşırlar. Gruplara ilişkin araştırmaların çoğu, onu bir "alter ego" olarak ele alırlar.

Psikodramada veya rol oyununda, katılanlara diğerinin tutumunu yansıtması, kendilerini onun yerine koyması söylenir ve bundan sonra cereyan edenler, oyuncunun, diğerinin tutumunu içleştirme kapasitesine göre değerlendirilir. Aynı şekilde, konformiteye ilişkin araştırmalarda, her bireyden, kendini, kendine benzer biriyle veya benzemek istediği biriyle karşılaştırması istenir.

İlke olarak ne kendine Özgü pozisyonları, ne de görüşü olan sapkınların, iktidarı elinde tutanlara veya çoğunluk bireylerine bakarak kanaatlerini oluşturdukları, davranışlarını bunlara göre ayarladıkları kabul edilir; sapkınlar, bu imtiyazlı alter-egolara benzemek için uymaktadırlar. Bazı araştırmalar ise, kısaca "alter'i dikkate alırlar.

Azınlık veya bireyin kendine özgü görüşlerini ifade ettikleri yenilik olgusuna ilişkin araştırmalar böyledir. Bunlarda birey veya azınlık, normu ya da Ortodoksluğu temsil eden bir otorite veya çoğunlukla çatışırlar. Bu birey veya azınlığın aradığı şey, özel kimliğin ve açık bir farkın tanınmasıdır. Demek ki bu iki temel psiko-sosyal mekanizma (sosyal karşılaştırma ve sosyal tanınma), sosyal alanda diğerini algılamanın iki tarzıdır.

Asgari Grup Modeli « Modeller

Tajfel'in sosyal kimlik teorisine (1971, 1978) temel oluşturan deneysel çalışmalarında kullandığı deneysel desene gönderen asgari grup paradigması (minimal group paradigm) ya da modeli, deneysel ortamda, sosyal kategorizasyonun tek bağımsız değişken olduğu durumu ifade etmektedir. Bu deney deseninde, gruplar arası ayrımcılıkta etkili olabilecek tüm diğer değişkenlerin elendiği var sayılmakta ve salt 'biz' ve 'onlar' şeklinde (veya 'X'i sevenler' ve 'Y'yi sevenler') oluşan iki grubun varlığının, yani asgari düzeyde bir kategorilendirmenin ayrımcı tutum ve davranışlara yol açıp açamayacağı incelenmeye çalışılmıştır.

Tajfel'in araştırmasında asgari grup paradigması şu şekilde hayata geçirilmiştir: Denekler, yazı-tura atma yoluyla tamamen rastlantısal olarak iki gruba ayrılmıştır; iki grup arasında hiç bir çıkar çatışması veya rekabet söz konusu değildir; denekler tamamen anonim kalmışlardır; deneklerin arasında herhangi bir iletişim veya etkileşim yoktur, vb.

Asgari grup paradigması, bireylerin keyfi olarak iki gruba ayrılmasının, önyargı ve ayrımcılığın ortaya çıkmasıyla ilişkisi konusundaki araştırmaların kullandığı bir paradigma sayılabilir. Tajfel'den önce Rabbie ve Horwitz (1969), bireylerin keyfi olarak 'yeşil grup' ve 'mavi grup' şeklinde ikiye ayrılmasının, iç grup lehinde ve dış grup aleyhinde bazı değerlendirmelere yol açtığını Öne sürmüştür. Tajfel ve arkadaşları, söz konusu gruplandırmanın diğer planlardaki sonuçlarına da dikkati çekmiştir.

Tajfel sonrası yapılan araştırmalarda (Lorenzi-Cioldi ve Clemens, 2001), gerçek hayatta, gruplar arası çatışmaların çoğu kez statü ve güç bakımından birbirinden farklı gruplar arasında ortaya çıktığına dikkat çekilerek asgari grup paradigmasının boşlukta bıraktığı bazı hususlar giderilmeye çalışılmıştır. Örneğin laboratuvarda oluşturulan grupların statüsü, gücü ve sayısal büyüklüğü sistematik olarak manipüle edilmiştir (Sachdev ve Bourhis, 1991).

Heyecansal Bilgi « Kavramlar

Bazı yazarlara göre, günlük yaşamda heyecanın ortaya çıkış anında, ona eşlik eden koşullar, olaylar, yer, zaman, davranışlar, aktörler, fizyolojik belirtiler, yüz ifadeleri gibi öğeler, epizodik bellekte temsil edilmekte ve bir şema oluşturmaktadır. Her yeni heyecan, bir takım yeni öğeler seti halinde belleğe yerleştirilmekte ve böylece bir tür veri bankası oluşmaktadır.

Heyecansal bilgi, belirli bir duruma karşı heyecansal tepki gösterilip gösterilmeyeceğini ya da heyecanın hangi biçimi alacağını belirleyen bu veri bankasını ifade etmektedir. Bireyin alıcı veya verici olarak doğrudan yaşantıları sonucu oluşturduğu bu veri bankası, sürekli genişlemekte ve genişledikçe de heyecan sürecindeki rolü artmaktadır.

Araştırmalar, heyecansal bilginin beslendiği çeşitli kaynaklar arasında sosyal etkileşim, kültür ve iletişimi saymaktadırlar. Heyecanlar bir bakıma sosyal durumlara bireysel tepkilerdir ve bu anlamda sosyal etkileşim sürecinde, kültürel normlar çerçevesinde ve bireyler arası iletişim içinde şekillenirler.

Sosyal yaşamı etkileme potansiyeline sahip olmaları bakımından, her kültürde sosyal bağlama, koşullara göre tanımlanmış yollardan ifade edilirler; nitekim bazı yazarlar heyecanların sosyal inşasından söz etmektedirler.

oyunlar