Psikoloji

Benlik Modelleri « Modeller

Benlik modelleri, araştırmalar için oluşturulan benliğin işleyiş modelleridir. Bu modellerden biri, benliği şema olarak kavramlaştıran modeldir: Bu, 'şema olarak benlik' modelidir. Bu model, bellekte depolanan kavramları temsil modeli olarak tanımlanan şema kavramını (kavramların yapılanmış bir bütünü), benlik anlayışına taşımaktadır.

Benlik şemaları, benliğe ilişkin sosyal enformasyonların işlenişini yönlendiren ve düzenleyen ve geçmiş yaşantılardan kaynaklanan bilgi genellemeleridir (Markus, 1977); benlik şemalarında, spesifik bilişsel temsillerin yanı sıra, bazı kategorizasyonların sürekli tekrarından doğan genel bilişsel temsiller, bir tür filtre mekanizması meydana getirip pekiştirir ve böylece oluşan benlik şemaları, bireyi değişikliklere karşı koruyucu bir işlev görürler.

Benlik şeması, iliş-kin olduğu alanda yeni enformasyonların işlenmesini kolaylaştırır, bu alandan, kendi davranışını destekleyen örnekler bulur; bu alanda kendi gelecek davranışlarını öngörmeyi sağlar ve şemasına uymayan enformasyonlara karşı direnmeyi sağlarlar.

İkinci model, 'prototip olarak benlik' modelidir (Rogers, 1977; 1981); burada benlik, bir kişinin kendini betimlediğini düşündüğü özellikler bütünüdür. Prototip, bir kategoriyi en iyi temsil eden öğesidir, kategorinin diğer öğelerine en çok benzeyen öğedir.

Genelde bir kategorinin en sık olarak hatırlanan, aklımıza gelen öğeleri, en tipik olanlarıdır; kategorinin tipikliği, onun temsil ediciliğine ve bellekte ulaşılabildiğine bağlıdır. Benlik, kendi prototipinin özelliklerine sahiptir; hiyerarşik olarak düzenlenen benlik prototipi, kişinin kendini betimleyici çeşitli kişilik çizgileri, fiziksel nitelikler ve davranışsal verilerden oluşur; yeni bir enformasyonun, kişinin tanımına dahil olabilmesi için, prototipe uygun olması gerekir.

Üçüncüsü 'çağrışım ağı olarak benlik' modelidir (Hinton & Anderson, 1981). Burada enformasyonlar aralarında birbirine bağlantılı düğümler halinde düşünülür; bu düğümlerin birbiriyle bağlanmasından ağlar oluşur. Düğümlerden birinin uyarılması, onunla bellekte çağrışımlı enformasyonların hatırlanması ve tanınmasına yol açar. Bir kişiye kendini tanımlaması söylendiğinde, benliğe tekabül eden düğümle ilgili özelliklerini belirtir; benlik düğümüne en yakın, en merkezi özellikler, aynı zamanda en kolay uyanan özelliklerdir.

Bu bağlamda Kihlstrom ve ark. (1988), bellekte depolanmış iki tip benlik bilgisi ayırdederler: Bireyin kendisi . ve davranışları hakkındaki görüşüne ilişkin semantik bilgiler ile kişinin otobiyografık belleğinden gelen enformasyonlara tekabül eden episodik bilgiler.

Benliği tek bir bilişsel yapıda görmek doğru görünmemektedir, zira bireyler durumlara göre değişkenlikler göstermektedir. Örneğin bir bireyin benlik tanımında, merkezi özellikler sistematik olarak belirtilse de, periferik özellikler koşullara, durumlara göre anılmaktadır (Kaynak: Bouchel ve ark. 1996; Kihlstrom, 1992, Piolat ve ark. içinde).

Pasif-Agresif « Psikolojik Sorunlar

Özel alanda veya iş alanında başkalarının isteklerine karşı genellikle bir direniş gösterirler. Emirleri sık sık tartışır, yetkeyi yani otoriteyi temsil edenleri beğenmez, eleştirirler. Ancak bunları genellikle dolaylı yoldan yaparlar. Kendilerine verilen işi savsaklar bitirmezler ya da bilerek sonuçlandırmaz, unuturlar.

Anlaşılmamaktan veya nefret edildiklerinden yakınırlar. Kendilerine haksız davranıldığını ileri sürerler. İş yaşamında veya sosyal yaşamda bir işin ucundan sıkıca tutmayıp buna karşın onu bunu sürekli eleştiren böyle tiplere çok rastlanır. Okumuş, entellektüel kesim arasında da kültürel etkiden dolayı daha yaygındır. Dİğer kişilik bozukluklarında olduğu gibi bu kişilik bozukluğundada karşımızdaki kişiye kötü biriymiş gibi yaklaşmamamız gerekir. Uygun yaklaşımlarla bu insanların sosyal, iş ve aile yaşamına katkıları hayli arttırılabilir.

Bu tür insanlara karşı sevcen davranmakta yarar vardır. Mümkün olan her durumda görüşünü almalı ve kendini ifade etmesine yardımcı olmak gerekmektedir. Muhalefetini görmezden gelmemeli, anne baba üslubuyla da eleştirilmemelidirler. Bir tür karşılıklı misilleme oyununa sürüklemelerine izin verilmemelidir.

Stereotip « Kavramlar

Etimolojik olarak stereos (katı) ve typos (nitelik, tip) sözcüklerinden oluşan stereotip terimi, ilk kez 'kafamızdaki imajlar'a işaret etmek üzere Lippmann (1922) tarafından ortaya atılmıştır. Stereotip terimi, genel olarak diğer insanları içine yerleştirdiğimiz kategorileri ifade etmektedir. Bu çerçevede, stereotipler, diğer bir bireyi veya bireyler grubunu tanımlamak için kullandığımız basitleştirilmiş betimsel kategoriler olarak tanımlanabilir.

Sosyal psikoloji literatüründe gruplar arası ilişkiler, inançlar ve temsiller bağlamında kullanılan stereotip bir birey, grup veya topluluk hakkında sahip olunan temellendirilmemiş kanaattir. Belirli bir hedef hakkında basitleştirilmiş yaygın inançlara dayanan stereotipler, bireysel farklılıkları dikkate almayan kalıp yargılardır. Stereotiplere sıklıkla hedef olan gruplar, yaş, cinsiyet, meslek grupları, azınlık grupları ve milliyetlerdir.

Stereotip, önyargıları besleyen, koruyan önemli bir mekanizmadır. Belirli bir kategoriye ait kişilere ilişkin enformasyonların algılanmasındaki ve işlenmesindeki rolleri yanı sıra, gruplar hakkındaki beklentileri de etkilerler.

Bazı hallerde, önyargıların gelişmesine yol açıp ayrımcılığa zemin hazırlarlar. Literatürde kullanıldığı şekliyle, stereotipler, genellikle sözel ifadelerde ortaya konmaktadır, önyargılar ise, daha geniş bir ifade alanına sahiptir; stereotip, daha ziyade tekbiçimli bir nitelik taşırken, önyargı, çok sayıda stereotipi (örneğin ırk, din, cinsiyet stereotipleri) kapsayabilir. Bir bakıma stereotip, sosyal temsillerin işlevsel yanını, önyargı ise yapısal yanını ifade etmektedir.

Stereotipler konusunda ülkemizde yapılan araştırmalardan birinde (Harlak, 1993), stereotiplerin turizm bağlamında, diğeriyle ilişki fırsatlarına bağlı olarak şekillendiğini ortaya koymuştur. Bir diğer araştırmada (Teközel ve Bilgin, 1998) ise kişilerin kolektif kimliklerini tanımlayıcı buldukları sıfatların gruplar arası bağlama göre değiştiği, bir başka deyişle stereotiplerin karşılaştırma gruplarına göre belirginlik (saliency) kazandığı sonucuna varılmıştır.

oyunlar