Norm « Kavramlar
Norm bireyin, yetenekleri, davranışları ve görüşleri konusunda referans aldığı standarttır. Sosyal normlar, grup içinde model veya kural olarak dikkate alınması istenen şeylerdir.
Sosyal normlar, örtük (implicit) olabildikleri gibi, açık seçik bir şekilde vazedilmiş de olabilirler. Grup üyeleri grup normlarına uyma yönünde bir eğilim gösterirler; bu eğilim, belirsizliği gidermeye yönelik bir enformatif etkiden veya ödül-ceza mekanizmalarına bağlı bir normatif etkiden (grup baskısı) kaynaklanabilir.
Kırmızı « Renklerin Etkileri
Kırmızı iştahı açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının hepsinin logosunun kırmızı olduğunu hayretle farkedeceksiniz; Coca Cola, Pizza Hut, TGI Frıday's, Mc Donald's, Ülker, Burger King, Lay's,... bu listeyi binlere çıkarabilirsiniz.
Kırmızı tansiyonu yükseltir ve kan akışını hızlandırır. O yüzden gençliğe hitap ürünler de logo ve ürünlerinde kırmızıyı tercih ederler. Levi's, Le coq Sportif, The Little Big, Nike, Puma sizin ve sizin ekleyeceğiniz yüzlercesi. Spor arabalarda da ateş, adrenalin gençlik simgesi kırmızı tercih edilir.
Ford erkekler için ürettiği Mustang'i, içinde sarı tonlar olan bir kırmızıyla satarken, kadınların tercih ettiği Probe'ta mavi ton kullandığı bir kırmızıyı kullanıyor. Çünkü kendine süveter alan kadınların en az yarısının maviyi tercih ettiği biliniyor.
İnsanlar kırmızı fonlu mekânlarda zaman kavramını kaybetmeye başlıyorlar ve uykusuzluk yaratabiliyor. Bu yüzden tüm gece kulübü, bar türü yerlerde kırmızı fonlar kullanılır. Zamanı unutun! İştahınız açılsın daha çok için! Uykusuz kalın!
Kırmızı doğa içinde en dikkat çekici renklerden birisi olmasına rağmen, yakından kolaylıkla farkedilebilirken, uzaktan daha zor ayırdedilmektedir. O yüzden batıda gökdelenlerin ve yüksek noktaların üzerindeki uçaklar için konulan uyarı ışıkları maviye çevirmişken bu bilgiden yoksun biz, hala ısrarla kırmızı işaret ışıkları kullanmaktayız. Oysa kırmızı uzaktan dikkati çekmez.
Polis otolarının üzerindeki ışıkların yarısı mavi, yarısı kırmızıdır. Bunun nedeni de lambanın kırmızı sayesinde yakından, mavi sayesinde de uzaktan farkedilebilmesidir.
Moral Taciz « Kavramlar
İş yaşamı sorunlarına ilişkin literatürde son yıllarda ortaya çıkan moral taciz kavramı (mobbing), çalışanların iş yerinde maruz kaldıkları moral eziyeti ifade etmektedir. Moral taciz boyutları giderek artan önemli bir iş yaşamı sorunu, hatta gözlemcilere göre gerçek bir sosyal patoloji niteliği taşıyor; bir epidemi gibi yaygın ve iş yerlerinin günlük sinsi şiddeti olan moral taciz, kendine özgü nedenleri, semptomları ve biçimleriyle bir 'iş terörü' oluşturuyor.
Bu nedenle moral taciz konusunda son yıllarda birbiri ardısıra kongreler, uzman toplantıları düzenleniyor; iş müfettişleri, iş hekimleri, psikologlar, psikoterapistler tarafından inceleniyor; internet siteleri, tartışma platformları kuruluyor.
Araştırmalara göre (Batı toplumları söz konusu) çalışanların yaklaşık % 10'luk dilimi moral tacize uğramaktadır. Tacize en çok maruz kalanlar kariyerlerinin ortasındaki kadınlardır. 40 yaşını geçmiş, yalnız yaşayan ve işine çok angaje olanlar, moral tacizin ideal hedefleri olarak görünmektedir. Fakat iş yerinde kıskanılan, parlak, başarılı ve güçlü kişiler de moral tacizin hedefi olabilmektedir.
Moral tacizin nedenleri arasında en çok kâr/kazanç yasası anılmaktadır. Zaman içinde işyeri koşullarının değişmesi, yüksek verimlilik ve rekabet arayışı, özerkliğin artışı gibi hususlar işsizlik bağlamında, çalışanlar üstündeki baskıyı artırmaktadır.
Çalışanları koruyucu yasal mevzuatın, işten çıkarmaları zorlaştırması karşısında yöneticiler, çalışanları baskı ve moral taciz yoluyla uzaklaştırmaya yönelmektedir. İkinci olarak, işyerlerindeki kendi kabuklarından memnun olmayan küçük şeflerin sapık (pervers) eğilimleri, önemli bir moral taciz kaynağı oluşturmaktadır.
İnsanın iş anlayışı ve işiyle ilişkisindeki değişiklikler de bunda önemli bir rol oynamaktadır. Legeron'a (2001) göre eskiden insanlar ekmeğini, geçimini fabrikada kazanıyordu ve 'ağzım kapatıyordu'. Şimdi, insanın evliliğinde, ailesinde, işinde gelişmesi serpilmesi istenmekte; öz saygı yüceltilmekte ve otoriteye, iş kontratıyla ilgili itaat ilişkilerine katlanmak zorlaşmaktadır.
Ayrıca, geçen yüzyılda iş koşullan şimdikinden çok daha kötü olmakla birlikte, çalışanlar arasında bir sınıf dayanışmasının olduğu; tacize, eziyete maruz kalanlarda 'diğerleriyle aynı gemide olma duygusu'nun bulunduğu ve sendikaların da kendi rollerini oynadığı ve bütün bunların sonucunda, tacizin aynı şekilde algılanmadığına ya da tacize daha kolay tahammül edildiğine işaret edilmektedir (Muller, 2002).
Moral taciz, kendini farklı biçimlerde göstermektedir: Binlerce ücretli, iş hekimine, iş müfettişine, sendikalara gelerek iş yeri koşullarına dayanamadıklarını söylüyorlar. Belirtilen taciz şekilleri geniş bir yelpaze oluşturuyor: Aşağılanma, hakaret, iğneleme, zam veya izin verilmemesi, keyfi olarak çalışma saatlerinin değiştirilmesi, yapılan işin beğenilmemesi, sürekli hata veya eksik aranması, bir kenara itilip bırakılma, ilgisizlik, dışlanma, soyutlanma, vb.
Sorunun artan önemi, iş yasalarına moral tacize ilişkin özel hükümler konmasına yol açıyor. Yasal mevzuatta moral taciz, işyerinde iş koşullarının çalışanların haklarına ve onuruna zarar verecek, fiziksel veya zihinsel sağlığını bozacak veya mesleki geleceğini riske sokacak şekilde bozulmasına yol açan uygulamalar olarak nitelendirilmekte ve çeşitli cezalar öngörülmektedir. Üstelik işverenler de iş yerinde olan bitenden sorumlu tutulmakta ve moral taciz olmamasına dikkat etmekle yükümlü sayılmaktadır.
oyunlar