Psikoloji

Makyevelizm « Kavramlar

Makyevelizm terimi, ünlü siyaset teorisyen! Machiavelli'nin Prens adlı kitabında betimlediği ve manipülasyon yoluyla iktidarı elde etmeye ve kullanmaya ilişkin davranışlar bütününü ifade etmektedir.

Makyevelist kişi, diğerleriyle ilişkilerinde sürekli kazanmak isteyen bir kişidir ve bu başarı tutkusu, onu sosyal manipülasyona götürmektedir. Makyevelist kişilik yapısını inceleyen araştırmacılar (Christie ve ark. 1970), bu kişilerde üç özellik ayırdetmişlerdir:

Birincisi, ilişkilerinde duygulara yer vermemektir; onlara göre kazanan kişi, rasyonel ve soğuk bir yaklaşımla sadece stratejisiyle meşgul olmalıdır. İkincisi, kendilerini toplumda yaygın ahlak anlayışıyla bağlamamaktır; çünkü moral değerler, çoğu kez başka insanların manipülasyonunu reddetmektedir. Üçüncüsü, ideolojik planda angaje olmamaktır; çünkü ideolojik amaçlar, pratikte esnekliğe her zaman izin vermemektedir.

Makyevelist kişiler, genel olarak diğerlerini etkilemede ustalık sahibidir; ahlak kurallarına riayet etmez, başkalarına karşı güvensizdirler ve kuşku duyarlar, diğerleriyle ilişkilerinde düşünerek ve ihtiyatlı davranırlar, çıkarlarını kollamak için kolayca yalan söyleyebilirler, onlara duymak istedikleri şeyi söyleyerek gerçek düşüncelerini gizlerler, içten ve spontan davranışlardan kaçınırlar, dostluk ve dürüstlüğe değer vermezler.

Kalabalık Deneyimi « Psikolojik Sorunlar

Kalabalık deneyimi (crowding), belirli bir mekânda istenen, beklenen veya uygun bulunandan daha fazla sayıda insanla birlikte bulunmanın yarattığı psikolojik bir gerilim durumu olarak tanımlanabilir (ve bu anlamda yığılma veya yığılma duygusu sözcükleriyle karşılanabilir).

Kalabalık yaşantısı, yoğunlukla ilgili olmakla birlikte, aynı şey değildir; zira daha ziyade fiziksel bir terim olan ve belirli bir alanın büyüklüğüne oranla bu alanda bulunan kişilerin sayısına göre tanımlanan yoğunluktan (density) farklı olarak sübjektif değerlere göre ortaya çıkar. Duruma ilişkin olumsuz duyguların yanı sıra, durumla başa çıkmaya yönelik psikolojik tepkileri ve bunların psikolojik sonuçlarını içerir.

Yığılma bireyin kendi ölçülerine göre fazla sayıda kişiyle birlikte bulunmanın yol açtığı strese dayanan olumsuz bir duygudur. Bu duygunun ortaya çıkmasında çeşitli faktörler rol oynamaktadır (Stokols, 1978): Bulunulan yer üzerinde kontrol eksikliği algısı, istenen şekilde hareket etme olanaksızlığına bağlı güvensizlik duygusu, vb. Bu açıdan bakıldığında kalabalık deneyimi, bazen bir özgürlük kaybı duygusu (Stockdale), bazen da bir şeylerin işgali veya kaplayıcı mevcudiyeti, rahatsız edici buradalığı, bazen da bir güvensizlik duygusu olarak belirmektedir.

Çevre psikologları kalabalık deneyiminin ortaya çıkmasını açıklamak üzere çeşitli modeller Öne sürmüşlerdir: Aşırı uyarılma modeli, çevrenin aşırı yüklü olmasını temel almaktadır; kontrol modeli, çevre üzerinde kontrol eksikliğine bağlı güçsüzlük veya acizlik duygusunu vurgulamaktadır; ekolojik model, mekân tipi, bu mekândaki kişi sayısı ve bu mekânda oynanması öngörülen sosyal roller arası ilişkilerden hareketle yığılmayı analiz etmektedir.

Heyecan « Kavramlar

Heyecan, psikoloji tarihinde zamana bağlı olarak farklı şekillerde ele alman ve tanımı oldukça güç olan kavramlardan biridir. Başlangıçta fonksiyonalist-biyolojik perspektiften tanımlanmaya çalışılmış, daha sonra bilişsel süreçler açısından yaklaşılmıştır. Genel olarak heyecan, aktüel duygusal durumda bir kesinti, bir değişiklik olarak meydana gelmekte ve bir takım belirgin tepkiler seti halinde ortaya çıkmaktadır.

Örneğin fizyolojik değişiklikler, yüz ifadelerinde değişmeler, belirli bir yönde eyleme yöneliş gibi. Uzmanlara göre duygusal sürecin hangi anında heyecanın ortaya çıktığım netlikle söylemek, yani heyecanın gerek ve yeter koşullarını saptamak zordur ve heyecanın bu perspektiften doyurucu bir tanımı yapılamamıştır.

Bunun yerine prototipik bir tanım yolu seçilmiştir (Fehr ve Russell), yani bireyin davranışları bir takım belirtilerin (fizyolojik, sübjektif, davranışsal tepkiler ve yüz ifadeleri) yüksek düzeyde veya şiddette görülmesi halinde heyecan olarak adlandırılmaktadır. Heyecan anı, duygular dünyasının en belirgin bir şekilde farkedildiği an olmaktadır.

Literatürde heyecansal durumların çeşitliliği ve dilin duygu vokabülerinde yansıyan türlülük, esas olarak ve büyük ölçüde iki boyutlu bir uzayda temsil edilmektedir. Bunlar iyi-kötü (rahatlatıcı-rahatsızlık verici) ile güçlü-zayıf eksenleridir. Ancak heyecanları, kategorilere bağlamak da mümkündür; Darwin'den esinlenen ve insan türünün temel heyecanları kapsayan bir heyecan repertuvarıyla donanmış olduğunu varsayan bazı yazarlar, biyolojik perspektiften hareketle sınırlı sayıda heyecan ayırdetmektedir.

Örneğin yüz ifadeleri konusundaki çalışmalarıyla tanınan Ekman temel heyecanlar olarak sevinç, şaşırma, öfke, korku, üzüntü, tiksintiyi saymakta, bazıları bunlara ilgi, utanma ve suçluluğu eklemektedir.

Heyecanların anlaşılmasında, bir diğer perspektif, bilişsel niteliklidir. Bu perspektif oldukça çeşitli teorik çalışmalara yol açmıştır. Bunlar arasında 'heyecanın kör bir biyolojik süreç olmadığı ve durumun birey tarafından değerlendirilmesinin sonucu olduğu' görüşü (Schachter ve Singer); heyecanların ortaya çıkışında 'bilişsel süreçlerin rolünü vurgulayan' görüşler (appraisal theories) (Frijda, Lazarus, vb.); 'davranışın seyrinin kesintiye uğramasının rolünü vurgulayan' görüşler (discrepeancy theories) (Mandler, Miller, Oatley vb.); 'şemaların rolünü öne çıkaran' görüşler (schemaüc theories) (Bower, Leventhal, vb.) sayılabilir.

oyunlar