Moral Kariyer « Kavramlar
Moral kariyer terimi, Goffman tarafından toplum içinde bireyin davranışlarının sürekli olarak diğerleri tarafından yargılandığına işaret etmek için kullanılmıştır. Moral kariyer kavramı, insanın sosyal yaşamının moral bir kariyer gibi görülebileceğini ifade etmektedir.
Kendini Algılama Teorisi « Teoriler
1970'li yıllarda Bem tarafından formüle edilen bu teori (self-perception theory), bireylerin kendilerini daha iyi tanımayı nasıl öğrendiklerini konu almaktadır. Atıf konusunda benliğin analizinde önemli bir katkı sağlayan bu teori, iki postülaya dayanmaktadır:
• Bireyler, kendi tutumlarını, duygularını ve benzeri içsel durumlarını, kendi davranışlarından ve bu davranışların içinde yer aldığı koşullardan hareketle yordayarak tanırlar.
• İçten gelen işaretler belirsiz, zayıf ve güç yordanır oldukları ölçüde birey, işlevsel olarak, tıpkı bir dış gözlemcinin konumundadır, yani o da kendisini tanıma çabasında iken, dış gözlemcinin ona baktığı gibi bakar ve dışa yansıyan işaretlerden çıkarsama yapar.
Özetle bu teori, insanın kendisini bir gözlem objesi gibi aldığını ve kendi tepkilerine ve tutumlarına bakarak yorumda bulunduğunu öne sürmektedir. Kendini algılama teorisi, bilişsel çelişki teorisine ve bireyin kendine atıfları konusuna getirdiği farklı bakış ya da katkılar bakımından da sıklıkla tartışılmaktadır.
Bem, bireyin tutumuna aykırı bir davranış yapmasının, onda iç gerilimi azaltmaya yönelik bilişsel bir çabaya yol açtığı fikrini temelsiz bulmaktadır. Ona göre bu durumdaki birey, kendi davranışını ve onu buna iten koşullan irdeler; en çok ücret ya da ödül alanların, tutum değişikliğine gitmemesini, buna karşılık az ücret veya ödülü az olanların tutum değiştirmesini doğal bulur.
Festinger ve Carlsmith'in deneyinde denekler, davranışlarını ödülün sonucu gibi algılamakta ve dolayısıyla kendi gerçek tutumlarını yansıtmamaktadır. Eğer buna aykırı davranmışsa, önemli düzeyde bir Ödül aldığı içindir. Bern'e göre dış gözlemcilere, bu deneklerin davranışı ve deney koşulları açıklansa, onlar da aynı davranışları ortaya koyarlar.
Nitekim Bem, gözlemci deneklere (aktör değil) durumun verilerini sunarak aktör konumundaki deneklerin ne tür çıkarsamalar yapacaklarını sorar. Bern'in denekleri (gözlemci), gerçek deneklerle aynı sonuçlan gösterirler (Bem, deneyinde, gözlemci deneklere, aktör deneklerin ilk tutumlarını belirtmemiş olması dolayısıyla eleştirilmiştir).
Asch'in İzlenim Modeli « Modeller
İzlenimlerin oluşumu konusunda Asch tarafından öne sürülen bu model (configural model) geştaltçı teoriye dayanan bir modeldir. Buna göre, bir kişi hakkındaki izlenimimiz, bu kişinin algıladığımız ve bir bütün içinde örgütlediğimiz Özelliklerine bağlıdır. İzlenimi oluşturan şey, tek tek özellikler değil, bunların birlikte organizasyonudur.
Asch'e göre bütün içinde bir öğenin değiştirilmesi, genel izlenimi etkilemektedir. Ancak tüm öğeler aynı nitelikte değildir. Merkezi öğeler, deneklerin izlenimlerini yönlendiren öğelerdir ve bunlar, diğer özelliklere yüklenen anlamı etkilerler. Örneğin 'mücadeleci' sıfatı, 'sıcakkanlı' sıfatıyla eşleştiğinde, kararlı, sebatkar bir insan konotasyonu; 'soğuk' sıfatıyla eşleştiğinde inatçı, katı bir insan konotasyonu uyandırabilir. Merkezi öğelerin dışındaki öğeler, periferik öğelerdir. Bunlar, genel izlenim üzerinde fazla etkili değildir.
Asch'e göre:
• Bireyler, diğerleri hakkında, yeterince enformasyona sahip olmasalar bile, genel bir izlenim oluştururlar.
• Birbirinden bağımsız iki özellik aynı kişiye ait olarak algılandığında, birbirinden bağımsız özellikler olmaktan çıkarlar ve dinamik bir etkileşime girerler. Böylece tutarlı bir bütün, bir sistem oluşur ve bu sistemde farklı özellikler, birbirlerinin anlamını etkileyerek birlikte bulunurlar.
• Özelliklerin tutarlı bir bütün içinde örgütlenmesinde, bazı özellikler merkezi, bazıları periferik bir nitelikte bulunur. Her bir öğenin ağırlığı, öğeler arası ilişkiler bütününe göre oluşur.
• Bu bütünde, belirli bir öğenin değişmesi, tüm bütünü etkiler; etkileme düzeyi, bu öğenin merkeziliğine göre farklılaşır.
• Bir kişi hakkındaki sıfatlar arasındaki bir çelişki veya uyuşmazlık (akıllı ve aptal gibi), bireyi, yeni enformasyonları daha dikkatli bir şekilde gözden geçirmeye iter. Çelişkiden kurtulmak mümkün olmadığında, genel bir izlenim oluşturmaktan vazgeçilir ve bu kişi, 'hakkında karar verilemez' biri olarak nitelendirilebilir.
oyunlar