Psikoloji

Kategorizasyon « Kavramlar

Kategorizasyon ya da kategorilendirme, bireylerin sosyal ve fiziksel çevrelerini kategorilere ayırmasını ve çeşitli öğeleri bu kategorilere yerleştirmesini ifade eden bilişsel süreçtir. Bir başka deyişle "insanın çevresini, kategoriler halinde düzenleme etkinliği ya da sürecidir" (Tajfel). Söz konusu kategoriler, bireyin eylemleri ve tutumları bakımından birbiriyle eşdeğerli veya birbirine benzer gördüğü insan, eşya, olay grupları ya da bunların belirli niteliklerini kapsayan gruplardır.

Kategorizasyon süreçleri, bireyin yaşamı açısından bir dizi pratik işleve sahiptir. Kategorizasyon, ilk olarak, dünyanın karmaşıklığını azaltmaya yarar. Bireyin çevresini basitleştirip sistematikleştirmesine katkıda bulunarak karmaşık bir dünyayla ve dünyadaki değişikliklerle başa çıkmasını mümkün kılar. İkinci olarak, karşılaşılan uyaranların anında tanınmasını ve bir düzen içine konmasını; çevreyi bölümlemeyi ve bir açıdan benzer, bir başka açıdan farklı görülen öğeleri bir araya toplamayı sağlar.

Böylece anlamlı, öngörülebilir bir dünyanın bilişsel olarak inşasını kolaylaştırırlar. Bu sayede çeşitli şeylerle yeniden karşılaştığımız her seferinde onları yeniden öğrenmek zorunluluğu ortadan kalkar. Bu bir bilişsel tasarruf imkânıdır. Çeşitli objeler (insan, olay, nesne) ve özellikleri belleğe depolanıp hareketli ve kullanılabilir bir tarzda tutulur ve böylece yeni objeler için kıyas noktası işlevi görürler.

Üçüncü olarak, kategorizasyon sürecinde oluşturulan kategoriler, pratikte davranış ve eylemlerimizi, yani araçsal etkinliklerimizi yönlendirirler. Kategorilenen uyaran veya objeler karşısında, kategori bilgilerimize göre tepkide bulunuruz.

Kategorizasyonun çevreyi düzenleme ve yapılandırmayı ifade eden bu yönleri özellikle fiziksel dünyaya ilişkindir. Kategorizasyonun insanlara ve onun sosyal dünyasına uygulanmasını ifade eden sosyal kategorizasyon söz konusu olduğunda, başka yönleri ortaya çıkar. Sosyal kategorizasyon bireyin toplum içindeki yerini oluşturma ve tanımlama anlamında bir sosyal kimlik işlevi görür (Tajfel). Bu sayede birey diğerlerinden farklılığını ve hatta daha iyi olduğunu sağlamaya, olumlu bir sosyal kimlik oluşturmaya çalışır.

Sosyal Biliş « Kavramlar

Sosyal biliş teriminin Bruner ve Tagiuri (1954) tarafından ortaya atıldığı yönünde yaygın bir inanç varsa da, terimin ilk olarak 1944'te Heider ve daha sonra 1952'de Asch tarafından kullanıldığı kaydedilmektedir. Ancak sosyal biliş, bir araştırma alanı ve yaklaşımı olarak 1980'lerden itibaren sosyal psikolojide hakim bir konuma gelmiştir.

Sosyal biliş kavramı, genel olarak enformasyonların alınması ve hatırlanması gibi bilgi işlem süreçlerini etkileyen faktörler bütününü ifade etmektedir. Söz konusu enformasyonlar, kişilerin ve gözlemcinin yargıları ile bu süreçlerin ilişkilerine İlişkin' enformasyonlardır (Hamilton, 1979).

Bir başka tanıma göre sosyal biliş, 'sıradan insanın diğerleri hakkındaki düşünce tarzlarının ve insanlar hakkında düşündüğünü nasıl düşündüğünün incelenmesini' (Fiske ve Taylor, 1984) kapsamaktadır. İlk tanımın perspektifi daha ziyade enformasyonların alınması ve temsiliyle ilgilenmekte ve kişilerin belleğine önem vermektedir. İkinci tanım ise naif sosyal psikoloji ve izlenimlerin oluşumunu öne çıkarmaktadır.

Temel Hata « Kavramlar

Temel hata kavramı (fundamental attribution error), atıf konusunda gözlenen en önemli yanlılıklardan birini ifade etmektedir. Bir başkasının davranışlarını açıklamaya çalışan bir kişinin, normal olarak, davranışla ilgili bir takım dış etkenler veya zorlamalar varsa, buna bağlı olarak, davranışı bu faktörlere atfetmesi beklenir.

Ancak araştırmalar, bunun böyle olmadığını, insanın içsellik yönünde genel bir eğilimi olduğunu göstermektedir. Örneğin davranışı gözlenen kişinin özgür olup olmadığına, tercih imkânının bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, kişisel özellikleri ön plana çıkarılmaktadır. Bireyin, bir başkasının davranışım açıklama çabasında, durum ne olursa olsun, dış etkenlerin aleyhine iç etkenlerin rolüne ağırlık verme eğilimi, temel atıf hatası olarak tanımlanmıştır (Ross, 1977).

Temel hata çeşitli düzeylerde irdelenmiştir; yorumların çoğu, temel hatayı, insanın sosyal çevresi üzerinde belirli bir denetim kurma ihtiyacına dayandırmıştır (Bouchet ve ark., 1996). Bu çerçevede sosyal psikologların önemli bir kısmı, temel hatayı, motivasyonel bir yanlılık olarak nitelemiştir; örneğin bireyin ihtiyaç ve arzularına hizmet eden inançlar oluşturma ve koruma eğilimi (Weiner), kendine atıflarda benlik savunma ihtiyacı ve başkasına atıflarda kontrol ihtiyacı (Kruglanski); bireyci bir toplumda adil dünya inancım koruma eğilimi (Lerner) gibi.

Ancak temel hataya, bilişsel ve normatif planda da açıklamalar getirilmiştir. Bilişsel açıklama, bireyin dikkatini aktörün üzerine odaklaştırmasına; normatif açıklama ise modern Batı toplumlarında içselliğin sosyal bir norm olarak kendini dayatmasına dayandırılmıştır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - wordpress - wordpress tema - seo - backlink - video izle - jinekolog - kadın dogum doktoru - kadın doğum uzmanı -